Publisher Theme
I’m a gamer, always have been.

Sevilen Seriye Yeni Bir Soluk, Men In Black: International İnceleme

0 35

Men In Black serisi 90’lı yılların sonunda çıkan ilk filmi ile büyük bir hayran kitlesi kazandı. Serinin ilk filmi izleyiciye hem sıra dışı bir konu hem de başarılı bir kadro sunarak başarısını garantiledi. Sonrasında gelen devam filmleri ise ilk film kadar iyi olmasa da Men In Black hayranlarını hayal kırıklığına uğratmadı. Men In Black: International, ilk filmden 22 yıl sonra farklı bir bakış açısı ve de kadroyla izleyiciler ile buluştu.

Men In Black: International Konusu:

Uzun bir aradan sonra beyaz perdeye dönen filmin konusu ise şu şekilde; dünyayı uzaylılardan koruyan Siyah Giyen Adamlar ekibi, dünya için büyük bir tehdit oluşturan bir uzaylı türü ile mücadele ediyor. Ekip, herhangi birinin şekline girebilen bu uzaylı türünün istilası ile karşı karşıya kalınca, ödüllü ajan H ile hevesli çaylak M’yi birlikte çalışması için görevlendiriyor. Güçlerini birleştiren ikili, dünyayı kurtarmak için zorlu bir mücadeleye girişirken aralarındaki tehdit ile de yüzleşmek zorunda kalıyor.

MIB: International Kadrosu:

Yönetmen koltuğunda Barry Sonnenfeld’in oturduğu filmin başrollerini      Chris Hemsworth ve Tessa Thompson paylaşıyor. Filmin kadrosundaki diğer isimler ise; Liam Neeson, Emma Thompson ve Rafe Spall. Filmin yapımcılığını Laurie MacDonald ve Walker Parkes üstlenirken, senaryosunu ise Matt Holloway ve Art Marcum kaleme alıyor.

Tommy Lee Jones ve Will Smith’le özdeşleşmiş Men In Black’in spin-off olan filmin ilk karşılaştığı zorluğun da temelinde aslında bu durum yatıyor. Bu kadar sevilen oyuncuların yerine başka oyuncuları getirme kararı en başından tartışmaya açık bir karar. Thor: Ragnarok filminde birlikte rol alan Chris Hemsworth ve Tessa Thompson’ın kimyalarından etkilenen yapımcılar, Men In Black: International için de bu ikilinin iyi olacağını düşünmüş olmalı. Ancak ne yazık ki başarılı bir film için iki oyuncu arasındaki kimyadan çok daha fazlası gerekiyor. Bu nedenle Hemsworth ve Thompson arasındaki iletişim filmi kurtarmaya yetmiyor.

Seride yapılan ilk değişiklik kadın ajanları daha çok öne çıkarmak olmuş. Her ne kadar bu değişim olumlu olsa da ne yazık ki senaryoda güzel bir şekilde işlenmediği için filmi kötü etkiliyor. Diğer bir değişim ise hikâyenin gidişatı ile ilgili olmuş. Bu değişimde teoride başarılı gibi dursa da senaryo izleyicileri etkileme konusunda başarısız kalıyor.

Kostümler, görsel efektler ve mekânlar seyir zevkini yükseltmede büyük bir rol oynasa da yapımı kurtarmaya yetmiyor. Filmdeki mantık hataları ve zorlama gidişat yapımın başarısız olmasına neden oluyor. Temelinde sağlam bir hikâye barındıran ve eski seri nedeniyle pek çok hayranı bulunan filmin avantajları da bu olumsuz nedenler yüzünden anlamsız hale geliyor.

Men In Black sevenlerin heyecanla beklediği yapım, beklentileri karşılamayı başaramasa da seriye özlem gidermek isteyenlerin izleyebileceği bir yapım olmuş. Hem vakit geçsin hem de Men In Black evrenine özlemim bitsin diyenler filme bir şans tanıyabilir. Ancak eski yapımların kalitesini ve senaryosunu özleyen kişilere filmi izlemelerini şiddetle önermiyorum.

Yorum Yap

Your email address will not be published.