Publisher Theme
I’m a gamer, always have been.

Bir Bağımlının Ailesi Olmak; Beautiful Boy İnceleme

Büyük bir dramın içine girmeye hazır olun

0 26

Bugün gösterime giren Beautiful Boy, aslında geçtiğimiz ayların en çok tartışılan filmlerinden bir tanesi. Film için, Eylül’de gerçekleşen Uluslararası Toronto Film Festivalinde gösterildiği andan itibaren Oscar’a aday olmasına kesin gözüyle bakıldı. Oyuncuların başarısı, gerçek olaylardan esinlenilmiş olması, uyuşturucu bağımlılığı gibi önemli bir konuya değinmesi de bu beklentiyi kat kat arttırdı. Ancak nedendir bilinmez Oscar adayları açıklandığında bu yapım kategorilerin hiçbirinde aday gösterilmedi.

Bu durum ne yazık ki filmin üzerine yapışan bir başarısızlık algısı yarattı. Eleştirmenler ve izleyiciler de filmle ilgili ikiye bölündü. Bir kısım filmin Oscar’a aday olacak kadar başarılı olmadığını savunsa da diğer bir kesim ise yapımın Akademi tarafından haksızlığa uğratıldığını belirtti. Peki, hangi taraf daha haklı diye sorarsanız bunun kararını filmi izledikten sonra vermelisiniz.

Beautiful Boy Konusu

Yapım David Sheff’in Beautiful Boy: A Father’s Journey Through His Son’s Addiction isimli kitabından uyarlanmış. Boşanmış bir ailenin çocuğu olan Nick, başarılı bir öğrencidir ve sevgi dolu bir aileye sahiptir. Ancak bir süre sonra David oğlunun değişmeye başladığını gözlemler ve acı bir gerçekle karşı karşıya kalır. Nick, geri dönülmesi çok zor bir yola girmiş ve uyuşturucu bağımlısı olmuştur. David ise oğlunun bağımlılığı ile mücadele etmekte kararlıdır ve onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapar.

Beautfil Boy filminin anlatması çok zor bir konuyu seçmiş olsa da bu işin altından kalkmayı başararak, gerçekliği seyirciye gayet iyi yansıtmış. Bir babanın oğluna yardım edememesi, onunla birlikte bağımlılıkla mücadelesi ve bu sürecin aileleri de ne kadar etkilediği başarılı bir şekilde anlatılmış. Beautiful Boy, bağımlılığın sadece bir kişiyi değil, bağımlının sevenlerini ne derece etkilediğini gözler önüne seriyor. Yapım çoğu zaman bağımlılığın bir hastalık olduğuna ve bu hastalığı yenmenin zorluğuna da vurgu yapmış.

 The Office dizisi sayesinde çok sevilen Steve Carell, o kadar başarılı bir performans sergilemiş ki, oyunculuğu ile Oscar’a aday gösterilmesi gerekirdi diye düşünmeden edemedim. Aynı şekilde, Call Me by Your Name filmi ile adını duyuran Timothée Chalamet de performansıyla önümüzdeki yıllarda kendisinden fazlaca söz ettireceğinin sinyallerini vermiş.  

Beautiful Boy

Beautiful Boy filminin olumsuz yanlarına gelirsek, kurgu çok karışık olmuş ve hikayenin devamlılığını büyük yönde etkilemiş. Geçmişe yapılan geri dönüşlerde sıkıntı olmasa da, günümüzde yaşanılan olayların kronolojik sıralaması fazla karıştırılarak seyirciye sunulmuş. Bu da ne yazık ki filmin başarısını olumsuz yönde etkilemiş. Diğer bir eleştireceğim konu ise yapımda kullanılan müziklerin fazlalığı. Beautiful Boy’un müzikleri her ne kadar güzel seçilmiş olsa da şarkıların aşırı kullanımını belli bir noktadan sonra izleyiciyi sıkmaya başlıyor.

Beautiful Boy, bir babanın oğlunu kurtarmak için ne kadar ileri gidebileceğinin başarılı hikâyesi. Kafa dağıtmak istiyorum diyenler bu yapımdan uzak durmalı çünkü filmdeki gerçeklik tonu ve dram kafa dağıtmaya değil daha çok düşünmeye sevk ediyor. Genel olarak başarılı bulduğum bu yapımı dram türünü sevenlere, başarılı oyunculuklar izlemek isteyenlere ve kitap uyarlamalarına ilgisi olanlara öneriyorum.

Yorum Yap

Your email address will not be published.